Mesaj ekle   Kayit ...   Report abuse

IsimMZB
Tarih14-06-2013
MesajLütfen bunlara birer örnek ekleyebilirmisiniz...
Şikâyet et

IsimMZB
Tarih14-06-2013
MesajBu bilgi notu çok önemli.
Dikkatle okunmalı.
Tahkik edilmeli.
Çünkü sapmaların çoğu buradan kaynaklanıyor.
Şikâyet et

IsimYakup GÜNEY
Tarih12-06-2013
MesajArkadaşlar yapmış olduğunuz izahlar için teşekkür ediyorum Az çok anladım meseleyi.

Yeni bir bilgi notu

“İki delilin metinleri arasında tearuz bulunsa, nass zahire, müfesser nassa, muhkem müfessere, hakikat mecaza, sarih kinayeye, dâl bi’l-ibâre dâl bi’l-işâreye, dâl bi’l-işâre dâl bi’d-delâleye dâl bi’d-delâle dâl bi’l-iktizâya tercih olunur.”
MANTIK-FIKIH MÜNASEBETİ ÜZERİNE
Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu
Şikâyet et

IsimAhmet Yasin
Tarih12-06-2013
MesajZeki Hocam son izahınız tek kelimeyle MÜKEMMEL...

Kalemine sağlık ...
Şikâyet et

IsimMZB
Tarih12-06-2013
Mesajadem-i mükellefiyet : Fiillerde sorumluluğun olmaması
Örn: Yolda yürürken attığınız adımlardan sorumlu değilsiniz. Ancak o adımları Allah'ın yasakladığı yerlere doğru yönlendirirseniz. sorumluluk o zaman başlar.

Adem-i vücub: Fiillerde herhangi bir emir altında bulunmama hali
Örn: Namaz vakti girinceye kadar herhangi bir fiil ile emir altıda değilsin. Ancak namaz vakti girince fiillerin üzerine namaz vucubiyeti oluşur. Eda edilince diğer bir vakte kadar nerede oturp kalktığından sorumlu olmazsın.

Eğer her hareketimizden/fiilimizden vucubiyet veya sorumlluluk hasıl olsaydı evde rahat uyuyamaz, uzanamaz, sırt üstü yatamaz, televizyon izleyemez, bilgisayar kullanamazdık.

VELHASIL FİİLLERİMİZDE SERBESTİZ TÂ Kİ BU FİİLLER ÜZERİNE HERHANGİ BİR EMİR VAKTİ VEYA YASAK VAKTİ GELİNCEYE KADAR....SELAMETLE..
Şikâyet et

IsimAhmet Yasin
Tarih12-06-2013
MesajYakup Hocam, Zeki Hocanın da kısmen değindiği gibi smilie, mükellefin fiillerinde aslolan vacip oluş değildir. Yani bir fiil hakkında sübutu/delaleti kati bir delil yoksa o fiil vacip (farz) değildir. Ve mükellef o fiili yerine getirmekle mükellef değildir.
Şikâyet et

Isimm taş
Tarih12-06-2013
Mesajmaşallah Yakub hocam Fıkıh çalışmaları sürüyor. Allah bereketli kılsın.
Şikâyet et

IsimYAKUP GÜNEY
Tarih11-06-2013
MesajBu arada Zeki Hocam paylaştığın izahı biraz daha açarsan sevinirim bana biraz muğlak geldi.

Zeki Aybars Hocamında herkese selamı var.
Şikâyet et

IsimYAKUP GÜNEY
Tarih11-06-2013
MesajBu arada Zeki Hocam paylaştığın izahı biraz daha açarsan sevinirim bana biraz muğlak geldi.

Zeki Aybars Hocamında herkese selamı var.
Şikâyet et

IsimYAKUP GÜNEY
Tarih11-06-2013
MesajArkadaşlar herkese selam bir bilgi notu paylaşmak istiyorum.
İctihada Dair
Külfetli ve meşakkatli bir işi meydana getirmek için bütün güç ve takatin kullanılması manasına gelen içtihat, ıstılahta zannî olan ahkam-ı şeriyyeyi edille-i tafsiliyesinden istinbat yolunda bütün kudretini bezletme anlamında bir kelimedir. İçtihad edene “müçtehit”, içtihad olunan hükme de “müçtehedün fih” denir.
Temelde içtihadın iki şartı vardır. Birincisi, ahkama taalluk eden umum şerî delilleri bilmek; diğeri de o delailin ruhuna nüfuz edecek zeka ve fıkıh mantığına sahip bulunmaktan ibaret olan ehlinden sadır olması ve mahalline musadif bulunmasıdır. Bu itibarla ehlinden sadır olan ve mahalline musadif bulunan içtihat muteberdir. Aksine ise itibar edilmez.

Ayrıca bazılarının zannettiği gibi içtihat yalnız kıyastan ibaret de değildir. O kıyas yoluyla olabileceği gibi şerî nassların delaletinden, ima ve işaretlerinden, Kitap ve Sünnet’in vücuh-u lügaviyesinden, tasarrufat-ı edebiye ve beyaniyeden de istidlal suretiyle ahkam istinbat edilebilir.
Şikâyet et

Sayfa 34 ilgili 89 << Birinci < 31 32 33 34 35 36 37 > Son >>