| Message | Ben Turgut Bey'le 2002'de tanışmıştım. 2002 yılında mezun olup Tübitak'ta yönetim bilimleri üzerine çalışan bir enstitüsünde işe başlamıştım. Enstitü'deki birinci veya ikinci haftamda, benle aynı gün işe başlayan bir arkadaşımla beraber "stand amelesi" olarak Kalite Kongresi'nde kurumumuzu temsil ediyorduk. Bi ara, tam hatırlamıyorum, önceden belirlediğimiz bazı oturumlara girmek veya sigara içmek için ortadan kayboldum. Geri döndüğümde, stand arkadaşım "Seni biri arıyor. (Burada bir ODTÜ Endüstrili varmış. Nerededir?) diyip seni sordu." dedi. "Kimmiş?" dedim "Adı Turgutmuş." dedi. "Alla alla, bizim dönemden filan heralde" diye kendi kendime konuşurken, arkadaşım müdahele etti ve yaşıtım olmadığını söyledi. Anlamadım... Ama bu sefer de ben aramaya başladım kendisini. "OK. Bi de ben bakayım kimmiş" diyip standdan ayrıldıktan 3 veya 4 adım sonra, "Sen misin ODTÜ Endüstrili" diyen birisini çıktı karşıma. O kişi Turgut Bey'di. Belli ki eşgalimi de öğrenmiş, bir yerlerden, bir şekilde. Genel Müdür'ün biri, bir stand amelesinin peşinde koşturmuş, sırf aynı bölümdeniz diye... Tanıştık, ListEM'den bahsetti, "İstEMbul'a mutlaka gel" dedi. Kartını verdi... Turgut Uzer, benim için alçakgönüllülük demektir. Ve bu, O'nun harika özelliklerinden sadece bir tanesi...
Hepimizin başı sağolsun.
ERGUN BAĞCI '02 |