
| Tarih | 2/07/2007 |
| Mesaj | "Zalim felek bizi yaktı gavurdu Acı yellerinen göve savurdu Gavli gararımız böyle değildi Al ateş içinde gördüm guzumu Döve döve yara ettim dizimi Kendim yazmadım ki gara yazımı Babası ölmedik yetim guzumu Yanık yaralarım sarar ağlarım" SİVAS'IN HESABINI SORACAĞIZ. BUGÜN SAAT 5 TE HERKESİ TOROS CADDESİ'NDE BEKLİYORUZ. BAŞIMIZ SAĞOLSUN DOSTLAR!!! |
| Tarih | 2/07/2007 |
| Web Sayfan | www.bizimekip.deyiz.biz |
| Mesaj | SİVAS KATLİAMINDAN SAĞ KURTULAN SERDAR DOĞAN'IN YAZISIDIR 6 Ama suyun altı öyle mi? Mavi bir derinlik, renk renk balıklar, bitkiler… Ben fırsatım olsa, dalmayı isterdim” dedi… Serin ve mavi suların koynuna… Kocaman bir akvaryum yaptırdı kendine, renkli balıklarla dolu-ki halen odasında durur… Saatlerce ilgilenirdi onlarla… Su: En büyük düşünün öznesiydi, Madımak’ta, Kerbela’dan daha beter susuz kalacağını bilmeden kurduğu… Oysa bir avuç su, yaşama döndürebilirdi bütün yitirdiklerimi… Ne yalan söyleyeyim; hep kıskandım seni… Benden önce bağlama çalışını, Turnalar gibi semah dönüşünü, mavi, serseri, çocuk gülüşünü, dimdik duruşunu, o Yunus sabrını ve sevgini hep kıskandım… Ve çok kızdım; beni bırakıp gidişine, benden önce ölüşüne… Anlamadım ya kırlangıç telaşını. Ama inan ki, iki gözüm; en çok da ölümlerinizi kıskandım… Ne diyeyim: “Ay dolandı vay deli gönlüm. Ölüm şaşırdı menzilini”. |
| Tarih | 2/07/2007 |
| Web Sayfan | www.bizimekip.deyiz.biz |
| Mesaj | SİVAS KATLİAMINDAN SAĞ KURTULAN SERDAR DOĞAN'IN YAZISIDIR 5 Babam, Hünkar Hacı Bektaş’ı anlatan bir filmle geldi bir gün, izliyorduk videodan. Güvercin donunda gelmişti Pir, Nevşehir’e. Bakakaldık birbirimize, bakışlarımız dondu, öfkeyle kızdık kendimize. ‘Hacı Bektaş’ı vuruyormuşuz’ diye… Nasıl üzüldük anlatamam. Özrümüzün adı, güvercin beslemek oldu senelerce… Renk renk, taklacı olanlardan hani… Mahalle mahalle, dam çatı, güvercinlerin izini sürdü Serkan. Kaçanları yakaladı, başıboş gezenleri çekti… Güvercin donunda Sivas’a inenlerden Serkan. Pirine gül atan Ali Baba’yı oynamaya, semaha durmaya gelmişti. Alaca şahin olup geldiler üstüne, kıyamayıp gül attığı için bile üzülen yüreğine, tonlarca taş attılar… Hiç acımadan. Kuranı kendine rehber edinip, Cuma namazından çıkanlar yaktı canını… Oysa, Kuran kursu ve Cuma dayatmalarından kaçırmıştı babam bizi, zarar vermesinler diye… Lise çağlarında, sabahladığımız gecelerin birinde, “Abi imkanın olsa, astronot olup, uzaya mı çıkmak istersin, yoksa balık adam olup, okyanuslara dalmayı mı?” diye sordu. “Uzay” dedim. “Uzaya çıkardım…” “Ne işin var yahu dedi, kapkaranlık bir yerde ne göreceksin? En fazla, futbol topu büyüklüğünde bir dünya, sonrası yok |
| Tarih | 2/07/2007 |
| Web Sayfan | www.bizimekip.deyiz.biz |
| Mesaj | SİVAS KATLİAMINDAN SAĞ KURTULAN SERDAR DOĞAN'IN YAZISIDIR 4 Erol Toy ustanın kaleme aldığı “Pir Sultan” eserini oynuyorlardı… Ali Baba rolündeydi Serkan. Pir Sultan’ın yoldaşı, musahip kardeşi… “Ya taşlarsın, ya da kellen gitti belle!” diyen aseslere inat, ‘gül atıyordu Pirine’. Ama gülün taştan ağır olduğunu, “Yandım!” diye yıkılan Pirinin feryadından sonra anlıyordu… Oyun olduğunu bilse de, ‘her gül atışından sonra ağlıyordu’… Çocukluğumuzun en büyük silahı sapanla, çok kuşun kanına girmiştik… Bırakalı çok olmuştu lakin sapan kullanan çocukların ellerinden alıp, salladığımız oldu bir iki kere daha… |
| Tarih | 2/07/2007 |
| Web Sayfan | www.bizimekip.deyiz.biz |
| Mesaj | SİVAS KATLİAMINDAN SAĞ KURTULAN SERDAR DOĞAN'IN YAZISIDIR 3 Çok değil, sadece birkaç ay sonra, yalnız türkülerinden tanıdığımız Pir Sultan Abdal, komşu olmuştu bize… İki bina yanımıza, Pir Sultan Abdal Derneği açılmıştı. Sanki ‘Pir’le tanışacakmışız gibi girdik içeri’. Ne de güzel karşıladılar bizi, demli ve sıcak birer çay, onun kadar güzel sohbet. O dakika Pir Sultancı olduk… Akşam babamıza anlattığımızda, biz kadar sevindi. “Gidin tabi dedi”… Sevindik… Ben bağlama kursuna yazıldım ilk. Altı ay kadar sürdü eğitim… Öğrenemedim… Kursa katılmayan Serkan, öğrendi kendi kendine bağlamanın dilini, yoldaş etti kendine… Deli gibi izledi ustalarını, biri de Hasret Gültekin’di. Herkesten aldı bir şeyler ve her gün bir tezene koydu, öğrendiklerinin üstüne… Sazı beceremeyen ben, semaha katıldım sonra, ardımdan Serkan’da geldi. Artık hem bağlama çalıp, türkü söylüyor, hem de ‘turnalar gibi’ semah dönüyordu. Yeni açılan tiyatro topluluğu, hemen aldı Serkan’ı içine… Ben giremedim… Yetenek ve özgüven, eksik yanımdı benim… |
| Tarih | 2/07/2007 |
| Web Sayfan | www.bizimekip.deyiz.biz |
| Mesaj | SİVAS KATLİAMINDAN SAĞ KURTULAN SERDAR DOĞAN'IN YAZISIDIR 2 Meğer annemize de baskı yapılırmış inceden. “Neden sahurda, mutfağının ışığı yanmıyor ve mevlitlere, güzel Kuran okuma günlerine gelmiyorsun” diye… Ramazan davulcusunun, penceremiz altında davulunu patlatırcasına çalması, serenat değil, başka bir tehditmiş anlamadığım. Çocukluk işte… Babamın, bir kilo bıyığı vardı yüzünde… Komşu amcaların hilal bıyığı gibi de durmuyordu. Çok sonralar, kitaplardan tanıdığım Stalin’inkileri çağrıştırıyordu daha çok… Ortaokul sona geldiğimde, tarih hocam “Tunceliler Kürt olur” diyerek, bütün Kürt sorununu benim varlığım üzerinden değerlendirip, tüm sınıfa teşhir edince beni, daha net anladım ki biz farklıydık… Türk ve İslam olmadığımız her gün, daha büyük bir tehlike gelişiyordu hayatımızda. Kaçar gibi taşındık Keçiören’den… Dikmen’deydik, bizim gibi çok olanların arasında ve mutluyduk artık. |
| Tarih | 2/07/2007 |
| Web Sayfan | www.bizimekip.deyiz.biz |
| Mesaj | SİVAS KATLİAMINDAN SAĞ KURTULAN SERDAR DOĞAN'IN YAZISIDIR 1 Ankara’nın, Keçiören semtinde geçti çocukluğumuz… Bademlikleri, bağları, bir iki küçük havuzuyla, çocukluğumuzun unutulmaz anılarına ev sahipliği yağmıştı. Çocukluktan, ergenliğe uzanırken; uçurtma, misket, sapan, futbol dışında da konuşmalar yapmaya başlamıştık artık, çocuk yıllarımın haylaz arkadaşlarıyla… Yaz gelip, okullar tatil olunca; Kuran kursuna gitmeye başladı arkadaşlarımız, ‘sapanlarını, yarım kalmış bir inşaatın tahta korunakları arasına zulalayarak’… Israrla, bizi de çağırdılar aralarına, ‘oysa, ne ben tanıyordum Kuranı, ne de Serkan’… Akşam yemekte, açtık konuyu babama. “Ne Kuran kursuymuş, oturun oturduğunuz yerde” diye azarlayınca, sustuk… Birkaç yıl sonra haylaz ve dindar arkadaşlarımız, Cuma namazlarını da kaçırmaz olmuşlardı. Tabi yine bizi yanlarında görmek istediklerini söyleyerek… Oysa aynı ekiple birkaç yıl önce, aynı camiye ayakkabı “çalmak” için de gitmiştik. Yo, giymek için değil, en iyi sapan meşini, deri ayakkabı dilinden yapılıyor diye… Taşı çok iyi kavrıyordu… Namaz hocası kitabı bile vermişlerdi bize… banyoya kilitleyip kendimizi, gizlice okumaya çalıştık içindekileri, dilimiz dönmeyince surelere, ‘günah olmuş mudur bilmem’ ama yırttık kitabın kendisini… |
| Tarih | 2/07/2007 |
| Web Sayfan | www.bizimekip.deyiz.biz |
| Mesaj | SİVASIN IŞIĞI SÖNMEYECEK Ateş düştüğü yeri yakmadı bu sefer. Belki ilk kez ateş; yüreği insanlık sevgisi, dostluk ve barıştan yana olanların canını yaktı. Sivas katliamının 14. yılında bu ateş hala can yakmağa devam ediyor... Alman Neonazilerinin 29 Mayıs 1993’de Solingen’de gerçekleştirdiği katliamın yaşandığı yer, yakılan ev bugün anıt mezar... 2 Temmuz 1993’de Sivas’ta katliamın gerçekleştiği Madımak Oteli yangın yeri ise, şimdi kebap yeri! 37 kişinin diri diri, devletin, polisin, askerin gözü önünde cayır cayır yakıldığı yer bugün Kebap Lokantası. Burada kebap yeniyor! Bu kabul edilemez manzaranın bir an önce düzeltilmesi için yetkililerin harekete geçmesini sağlamak için bütün Alevileri, demokratları, yüreği insanlık, dostluk ve kardeşlikten yana atan tüm duyarlı insanları bu Girişim'e destek vermeye çağırıyoruz.... 2 TEMMUZ SAAT 18:00 DE KOLEJ MEYDANINDA OLALIM |
| Tarih | 2/07/2007 |
| Mesaj | SİVAS'TA 14 YIL ÖNCE YAŞANAN KATLİAMI VE İNSANLIK AYIBINI TÜM NEFRETİMİZLE KINIYORUZ.ÖLDÜRME VE KATLETME GÜDÜSÜYLE YAŞAYAN VE İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALAMAMIŞ TÜM MAHLUKATLARIN İNSAN ONURUNA DAHA FAZLA ZARAR VERMEMELERİNİ DİLİYOR ONLARI YAŞAMAYI HAKETTİKLERİ MAĞARALARDA GÖRMEYİ İSTİYORUZ |