| Date | 2010-02-03 |
| Message | içindeki çocuğu susturma...öyle çığlık çığlığa bağırıyorki... duymamak mümkünmü o sesi..kelimelerin arasında şiir şiir sesleniyor bütün yüreklere.... |
| Date | 2010-02-03 |
| Message | Çocuk etiyle beslenmiş Köpeklerini salıyorlar Kayıtlara geçiyor hücrelerde gözyaşlarım Bir karınca kadar çaresiz kara gecede Vurduğunu devirmeyen taşlarım Öksüz bir ülke gibiyim şimdi Devriliyor omuzlarımda adı yok bir şehir Militan mısralı bir şair asılınca anlıyoruz Aşk aslında denizini bulamayan bir nehir ..................... hocam, şiirinizin ortasına çakıldım.. İnsanın Dört indanı varmış; Doğa, toplum, Tarih ve Kendi... böyle öğrendim.. bu şiirin aldığı yol benimvarmak istediğim yerdir. şiirin, işte aynen böyle zindanını parçalayacağı günü bekliyorum.. şiir yaşantının bir yansıması olduğuna göre, biliyorum ki O parçalayınca yaşantım ve kendim toplanacak... hani bu şeye benzer; tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar falan.... neyse diyemeyeceğim.. çok sağulun. çook! Allah razı olsun.. Selamtle.. dua edin, az kaldı... |
| Date | 2010-02-03 |
| Message | Bu kadar öz mü özetlenir kuşaklar arası ayrım? Bir kısa metrajlı film gibi geçiyor yaşadıklarımız, sabrımız ve çocuklarımız. Aynada değil karşımızda duran çocuklarımız. Keşke bir de babalarımız bize nasıl bakarlardıyı bilebilsek... Teşekkürler Şahan Çoker... Arka sıraların bütün delikanlıları adına... uzaktan sevmek makamının bütün müdavimleri adına. |
| Date | 2010-02-03 |
| Message | şiiri paylaştığınız için teşekkür ediyorum şahsım adına...Bir şeyler için çırpınan, çabalayan, yüreği yanan el-amanlar için her gece biraz Meryemdir o zaman.Ne güzel ifade etmiş ki "Büyük aşklar için büyük ayrılıklar kitabında belki, Benim de adım geçecektir şimdi Yüzyirmidörtbin şahidi var aşkın... "Nazan Bekiroğlu dersime giriyor dersinde dedi ki: "Büyük yazarları büyük diller var eder, büyük dilleri de büyük kabiliyetler geliştirir." Yine dedi ki: "Dil gramer alimlerinin elinde değil kabiliyet ehlinin elinde gelişir." tıpkı bu şair gibi ve bu yazıcı gibi değil mi? |
| Date | 2010-02-03 |
| Message | kalem ''eylül yüzlü adamların'' hikayeleri damıtırken kan-revan, amillere dokunmuş ve gözü çıksın demiş amillerin/ ve yine gece ve gündüz ortak merkezden sevk edilen beyinlerin yaşattığı acılardan dem vurmuş ve yetmezmiş gibi sesine hüzün bulaşan yorumu katmış çığlık çığlık.. bu demde çocuklarım derken, eğitimci yönü bir sahiplenmedir kucaklamış etnisite,inanç ayırmadan kalem bu manifestosunu deklare etmiş... usta işi esere tebrikler.. selam saygı ve dua ile hocam.. |
| Date | 2010-02-03 |
| Message | yurdunu şaşırmış bir hikaye. bu ülkede olmamalıydı bütün bunlar. düşünün yumruğunuzu vursanız su, yumruğunuzu vursanız petrol. yüreğinizi sıksanız kültür, edebiyat, yaşam. gözlerinizi sıksanız cennet bir coğrafya, vahşi dağlar, ucu bucağı belli olmayan ovalar, vadiler, tarih, sultan padişah, hamal, han, çarık... daha ne deyim... böyle bir coğrafya; kavganın mertlikten mertliğin kalbinden düştüğü yer. karanlık oldukça yürümek zor olur. korku olur. kemiklerin çatırtısı, kalbin gümbürtüsü olur. şiir evrensel değerler üzerinde yakın tarihimize oldukça ışık veriyor... bölgenin yerkabuğunun altı kan ve ceset ama birileri hala yaşyor kasırlarda... saygıyla |
| Date | 2010-02-03 |
| Message | Duraladım.. Halk çocuklardan oluşur asıl itibari ile. Farklı bir değişle, halkı halk yapan çocuklardır. Halk' kelimesinin arapça menş'eli olduğunu ve yaratmak anlamını taşıdığını biliyorum. Şimdi biz bu halk kelimesini toplum olarak kullanıyoruz, halk dediğimizde toplumu kastediyoruz ve sanırım hata da burada başlıyor gibi; çünkü bilinç altımızda şöyle yanlış bir kanaat vardır sanki, toplumu oluşturan etmenler kadınlar ve erkeklerdir.. Toplumun temel dinamiği olan çocuklar anımsanmıyor halk ya da toplum dediğimizde..Halk bana daha çok çocukların umumi adıymış gibi geliyor..neyse.. Sistem bozukluğu, ya da sistemin doğurduğu bozuk insan prototipleri ve çocuklar..!.. Rejimin de sistematik olarak çatlayan ve çatlatılan düzene olumsuz yönde katkılar sağladığını düşündüğümüzde asıl zarar görenin halk olduğunu ve aslında halkın da çocuklardan müteşekkil olduğunu anlayacağız..alaca karanlığın zifiri karanlığa dönüştüğü an.. Dünya ülkelerine bakıyoruz, ülkelerin varoş veya banliyö olarak adlandırdıkları mahalleler; şimdi o banliyö zihniyetinin egemen güç olduğunu, sermayedarların bu bozuk sistemin ürünü olan insanlardan oluştuğunu görüyoruz.. Şair tam da bu noktada üzerini düşeni yapmaya koyulmuş.. Şahan Çoker şiiri illaki bir çok bilmişliğe sevkedecek beni ama kesin olarak şunu söyleyebilirim onun şiirleri, yavaş yavaş gerçek şiire, toplumcu, bilinçli ve bir o kadar kendinci bir şiire.. Şair motive olmuş içinde bulunduğu karanlığa, motiflerle de süslemiş. Kesinlikle ölümden ve asılmaktan söz etse de diri ve hayatiyet kokan bir şiir.. Selamlar.. |
| Date | 2010-02-03 |
| Message | sustukça sessiz çığlıklarımız bir gün sağır edecek birilerini... AYET VAR;"onlar kör ve sağırdırlar" ...diye böylesine bir körlük şaşılacak şey ...yıl 70 li 80 li yıllar benzeri bir kaos ve şimdi dipten gelen sinsi bir fay hattı ne zaman ve ne şiddette kırılır bilinmez...umarım ÜLKEM en az zararla kurtulur... ne denir ki duyarlı ve kültürü yüksek sesi gür arkadaşlar sesimiz ve gönül gözümüz oluyor...Allah razı olsun diyorum... ama uyanmak gerek biraz silkinip kendimize gelmemiz gerek...yoksa ne farkımız kalacak o kör ve sağırlardan? sadece kutluyorum saygılarımı bırakıyorum bu değerli esere... beyaz güvercinlerle sevgiler gönderdim "Allah yar ve yardımcımız olsun" |
| Date | 2010-02-03 |
| Message | Şairler kadar cesur olmalı herkes. Şairler kadar acıya yakın ve acı ile yüzleşmekten korkmadan. Haberlerde kuru bir haber deyip geçiştirdiğimiz ve lakin asla öyle olmayan, can sıkan, yürek daraltan, ıstırab veren bir duruma şair duruşu ile yürek kanamasını akıtıyor Şahan Çoker... Belki biraz daha insani olabiliriz sert taşlar alnımıza değerken... |
| Date | 2010-02-03 |
| Message | dili , dini, rengi yoktur insanlığın...damıtırsın yüreğinden, sızana eyvallah dersin en kıyağından..yüreğin gösterir, aklın gel yada git der...bağdaşmazsa akıl ile yürek..işte o zaman bilemezsin ne yana çörekleneceğini..uymaz sana hiç bir elbise...hep bir beden büyük gelir üzerine...ne sesin ses, ne bileğindeki güçtür artık..ufalanır, küflenir, irin gibi akarsın en asalak halinle coğrafyanın üzerine..ötesi neki..ötesi çığlıktır hiç dinmeyen...kuşatılmış bir insanlık arınmayı bekler çamçakır çocuk gözlerimizde..avuçlarımızda üryan bir gelecek..var mı bu geleceğe bir kimlik giydirmek..adı ben..adı sen..adı ötekiler...her renkten, her dilden, her dinden...giden kimdir...giden kimdendir..giden insandır usta...giden yarındır, giden umuttur, giden memlekettir en temizinden.. silik bir atlasın neresine bıraktık başı okşanmamış yarınlarımızı...okşamayın da zaten...eleriniz kir, elleriniz kan...siz adına ne diyorsunuz bilmem ama, bana göre ölüyor insan... ve şimdi soruyorum şiiri yüreğiyle okuyan tüm dostlara...utanmayan var mı insanlığından... affına sığınarak Şahan Hocam...sesimin serliğini mazur gör...seslenmeye çalıştım kalan insan tarafımla...bu hayıflanmalar en çok kendimedir öncelikle...kendimi sorgulamadan başklarını sorgulamak gibi bir gaflete düşmeden... saygılar....şiir arşivimdededir..haberin ola.. ![]() |